PİYASALAR
HAVA DURUMU
FOTO GALERİ
LINK BANKASI
NAMAZ VAKİTLERİ
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Sağlık Danışmanı
Şikayetim Var
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkan Aslan
YAPMAYIN POLİS ÂBİLER,
03 Mart 2010 14:44
 
YAPMAYIN POLİS ÂBİLER, YAPMAYIN HÂKİM BEYLER! “Fal”a ve “büyü”ye ilgi duymayan bir kadın var mıdır bu dünyada? Bana sorsalardı böyle bir soru: “-Valla, dünyayı bilmem ama Türkiye’de yoktur” derdim. Gerçekten de ister genç olsun, ister yaşlı; ister hiç okumamış olsun, ister üniversite mezunu; ister dindar olsun, ister ateist; ister köylü; ister kentli; ister yoksul, ister zengin, sonuç değişmiyor hiç. Dahası ister avukat olsun, ister doktor; ister mühendis, ister öğretmen, isterse profesör; fala ve büyüye inanmayan kadın yoktur bizim ülkemizde. “Bu kadar kesin konuşma yetkisini nerden buluyorsun kendinde? Yanılmış olamaz mısın?” diye mi soruyorsunuz? Hayır, yanılmıyorum. Başka hiçbir konuda olmasa da, bu konuda, kesin konuşma yetkisini buluyorum ben kendimde. Niçin mi? Çünkü bugüne kadar, tanıdığım hiçbir kız arkadaşımın, büyüğümün, küçüğümün, işçi, memur, müdür olarak çalışan ya da herhangi bir işyerinde çalışmayan ev hanımlarının bu konulara ilgi duymayanına rastlamadım ben. “-Ne yani, yoksa sen de mi ilgi duyuyorsun?” diye mi soruyorsunuz şimdi de. Ben de size sorayım: Neden ilgi duymayacakmışım? Ne yani, ben kadın değil miyim? “Ben fala inanmam; ben büyüye inanmam” dememi mi bekliyordunuz yoksa benden? Kusura bakmayın ama ayıplanacağımı bilsem de yalan söyleyemem ben. Neyse duygum, düşüncem, “ söylersem ne düşünür benim hakkımda, söylemezsem ne düşünür?” gibi hesap kitap yapmadan, gerçek neyse onu söyleyiveririm hemen. “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” denir ya, ister beğenin, ister beğenmeyin, benim yoğurt yiyişim de böyle… “-Ama Türkan Hanım, ben birçok hanımın “fala da büyüye de inanmıyorum” dediğini kulaklarımla duydum” mu diyorsunuz? Buna bir itirazım yok. Gerçekten de bu sözü birçok hanımdan duymuş olabilirsiniz. Pekiyi, inandınız mı? Şu ya da bu nedenle böyle söylenenleri ben de çok gördüm, ben de çok duydum da… Çok değil, bir hafta, on gün sonra ortaya çıktı foyaları. Gazeteyi alır almaz, ilk baktıkları sayfa: Yıldız falı… Kahve mi sipariş ettiler? Amaç kahve içmek falan değil, maksat kahve falı… Niçin mi çantalarında bir demet “elli iki” taşırlar? Pişti ya da “atmış altı” oynamak için değil herhalde… Eee, o kadarcığını da siz biliverin artık. Bilimden, edebiyattan, siyasetten değil de tanıdığınız bir falcıdan, büyücüden söz ederken, nasıl da dikkat kesildiğini görmüyor musunuz? Hani “fal”a, falcıya, “büyü”ye, büyücüye inanmıyordu bizim hanımefendimiz? Bu ilgi, bu dikkat, bu kulak kesilmeler niye? Herkesi kandırabilirler ama beni kandıramazlar asla! Hanımsa eğer, ama az ama çok, fala da ilgisiz kalamazlar; falcıya da… Büyüye de ilgisiz kalamaz, büyücüye de… Ancak, her şeyin azı karar, çoğu zarar olduğu gibi, falın da, büyünün de azı yararlı da olsa, çoğu zarardır. O güzelim tatlı baklavanın bile çoğu zararlı değil mi? Neden mi böyle bir konuya girdim bugün? Birkaç gün önce gazetelerde ilginç bir “cinli falcı” ve “büyü” haberi vardı. Bakın, ne olmuş? Yer İzmir… 38 yaşında bir bayan… Bir bankanın müşteri portföy yöneticisi… Bir gün, erkek arkadaşı terk ediverir bu hanımı. Böyle bir durumda, yapılacak en doğru iş, hemen bir falcıya başvurmaktır! Öyle ya, durup dururken niye terk etsin âşık, mâşukunu? Sorup soruşturarak “iyi bir falcı” bulur bankacımız. Falcılar zaten akıllı insanlardır da bu falcı daha bir akıllı imiş ki, bankacı hanıma: “Erkek arkadaşına büyü yapılmış.” der. “-Çaresi?..” “-Çaresi, bu büyüyü bozmak…” “-Nasıl?..” “-Cinlerim var benim… Onlar aracılığı ile…” “-Ücreti ne olur bunun?” “-O kolay hanımefendi. Önemli olan sizin probleminizi çözmek…” Doğru ya… Paranın ne önemi var! Hele şu büyüyü bir bozduralım. Erkek arkadaşın dönsün sana. O dönmezse, bankanın bütün parası senin olsa neye yarar? Dünyada bir tek o var, erkek olarak!.. Böylece başlar, her gün, her yerde on binlercesi yaşanan fal ve büyü öyküsü… “Büyücü”müz de gerçekten büyücü imiş hani. Üç beş derken, birkaç ay içinde 705 bin lira sızdırır bankacı hanımdan. “-İyi de, 705 bin lirayı nerden mi bulmuş bu hanım?” Siz de çok hoşsunuz hani! Bir bankacı için zor mudur, bu kadarcık parayı bulmak? Elinin altında o kadar zengin müşteri varken… Ah, şu namussuz müşteriler, hesapla-rından haberleri olmadan para çekildiğini savcıya ve polise bildirmeseler!.. Bu büyü mutlaka çözülecekti, çözülecekti de… Önce bankacı hanımı, sonra büyücüyü tutuklarsanız, nasıl çözülür bu büyü? Yapmayın polis ağabeyler, yapmayın hâkim beyler!.. Şu falcılara, şu büyücülere karışmayın siz! Türkan Aslan tuana_ist34@hotmail.com
Bu yazı toplam 394 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ARŞİVDEN ARA
YAZARLAR
ÖZEL HABER
Anket
Referandumda "Evet" mi diyeceksiniz "Hayır" mı
VIDEO
NASIL BASARDILAR
SÖYLESI