PİYASALAR
HAVA DURUMU
FOTO GALERİ
LINK BANKASI
NAMAZ VAKİTLERİ
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Sağlık Danışmanı
Şikayetim Var
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Halil Yakut
HALEPÇE
16 Mart 2010 04:22
 

“we zê daketım kel u kaşxanan
 
we zê daketım serê bırç u wan diyaran
 
we zê lı ser kela dılê xwe de mıjulbum
 
disa jı xeman kulan u derdan bırinım”


                                         Şıvan Perwer


 


Aybolurdu, kötü olurdum, kavminin helakına sebep olmuş biri gibi hissederdim kendimi, doğum günümü yazıp da Halepçe’yi yazmamak yazıya ihanet sayılırdı.


16 Mart 1988.


Dinimi, dilimi, rengimi, kodlarımı taşıyan insanlarımın üstüne fütursuzca serpiştirilen zehirli gazlar, çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek, hasılı İNSAN mısın demeden Azrail’in mahcubiyetle aldığı canların döküldüğü gün.


Yazmasam, beni taşlayacaktı kimliğim, toprak suratıma kalkacaktı, coğrafyamda gördüğüm bu katliamın izleri hala bulut bulut dolaşırken göklerde, ben yazmasam inanın Halepçe olacaktım, kendimi yakacaktım.


            Aynı Allah’ın birliğine inanan insanların kıbleden yüz çevirip kendi ırkından olmasa da böyle bir katliamla Allah’ın huzuruna nasıl çıkacağını merak ettim hep.


Halepçe deyince üst üste yığılmış, havar bile demelerine fırsat verilmemiş, dilin şehadet getirmesine imkan bırakılmayacak şaşkınlıkta c-ani bir hışımla ve yere serpilmiş binlerce cesetten başka ne var hafızamızda.


Tarihe geçecek bir yıllanma geçmemişse de üzerinden, tarihçilerin böyle bir vahşeti nasıl kaleme alacağı da ayrı bir merak konusu, alacaklar mı oda merak konusu, zira Halepçe henüz ceset kokarken, gereken yankıyı bulmamıştır insanlığın namusunda, vicdanında.


            Halepçe, bir devrin ve ezelden beri mazlum bir milletin Allahsızca yakıldığı, çağın dehşetli vahşeti.


İnsan ırkının esfel-i sefil olma gayretinden başka bir boyutu yoktur Halepçe’de. Olan zulüm ile olmuştur ve zulüm ile abad olunmayacağı, darağacına çıkan kuklalarla vesikalanmıştır; fakat izi kalmıştır kalbimizde ve Halepçe takvim yapraklarının 16 Mart’a çevrildiği gün hatırlanır olmuştur sadece.


            Halepçe bir milletin ortak isyanı, ağıdı ve bedduası. Hatırlandıkça katmerlenen, ihtirası ateşleyen, kalbimizi gözlerimize yaş ederek, namus ve vicdan çemberinde insanlığımızdan utanılası bir hal veren perişan bir hafıza.


            Durdukça azabı artacaktır katillerin ne güzel, ne güzel hesap gününe dair umutlarımızın ve imanımızın olması ve ne garip ki ancak böyle teselli edebiliyoruz vicdanımızı.


            İran ve Irak arasındaki savaştan hiç nedensiz hedef saptırılarak arada kıyıma gidilen yerdir Halepçe. Hatırlandıkça harlanan bir acı, kavrandıkça kıvrandıran bir müebbed lanettir içimizde.


            İnsanlığın pin kodlarının çözüldüğü, genetiğinde hayvandan daha aşağlık şifrelerle var olabileceğini gösteren bir belgedir Halepçe.


            Hardal, napalm ve yere çökmüş zehir gazlarıyla yüklenmiş bulutlarla kefenlendi Halepçe, azrailin ek mesaisiydi, oysa yeri ve zamanı gelmemişti, ecelsiz gitmişti kim gittiyse ölüme.


            Yarın iyi olacak diye tutturduğumuz şarkı kursağımızda infilak etmeden, alkış tutmadan bir karıncanın bir karıncaya bile olsa haksızlığına, insan ve hak milliyetinden firar etmeden, sözlere aldanmadan, kimliğe abanmadan, Hakk’a uzanan yolda hak milliyetçiliğine inanarak ve Hakk’a olan imanım kadar bu zulmün şahidiyim.


            Keskin bıçak önce sahibini keser. Belki burada keskin bıçak önce Halepçe şehrinin kalbine saplanmıştır; fakat Halepçe vahşetinin sahipleri gün gelir de beslendikleri yerden vurulacağını,  şeytan dölü adamların kendilerini kukla olarak kullandıklarını  boğazlarına darağacını geçireceklerini bilemediler. Şeytanla kalkan şeytanla gider her nereye giderse.


 Zalimler için yaşasın cehennem, canları cehenneme…!


            “we zê lı ser kela dılê xwe de mıjulbum…”


          Halepçe’yi saygıyla, ağrıyan vicdanımla, sancıyan kalbimle anıyorum…



www.urfamedya.com
Bu yazı toplam 625 defa okunmuştur
.........
nasıralı
Edebiyata yakut rengi taşıyan kardeşler..bağırın ,çağırın da açılsın çığırlar..birinizi alan diğerinizi bırakmıştır belki..haykırın halepçeyi,hocalıyı,kosovayı..kelimelerinizle darağacına sevkedilsin cümle katiller..seninle Hakkı keşfetmişiz nirvana..
28/03/2010 22:17
katliam
m fatih caymaz
bunları ancak insanlıktan nasibini almamış cani birisi yapar.üstad derdürmek ki masum bir insanı ölmeöldürmek demektir.bu böyle birşey iştek bütün insanlığı
16/03/2010 17:13
bir katliamı unutmak da, bir katliamdır Halepçe
Adil Öcalan
-bir katliamı unutmak da bir katliamdır Halepçe - yaşamak için dünya ölmek için Halepçe. ve ben kara bir tesbih gibi zamanın parmakları arasında cesetler üzerine serpilen çiçeklerden bir demet yağmuru dölsüz kılmayan kurbağaların sabrını merhamet sayarak yüzünü aynadan sakınan ipek peçeli bir kuşakla sırla kaplanmış levhalarda insanları günaha çağıran bir dil konuştum…. (M. Y.)
16/03/2010 10:52
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ARŞİVDEN ARA
YAZARLAR
ÖZEL HABER
Anket
Referandumda "Evet" mi diyeceksiniz "Hayır" mı
VIDEO
NASIL BASARDILAR
SÖYLESI