PİYASALAR
HAVA DURUMU
FOTO GALERİ
LINK BANKASI
NAMAZ VAKİTLERİ
BURÇLAR
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Sağlık Danışmanı
Şikayetim Var
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hüseyin Erkan
KUTLARIM SİZİ, İÇİNİZ CIZ ETMEDEN OKUYABİLİRSENİZ !
22 Nisan 2010 14:42
 

1950’nin 14 Mayıs seçimlerinden bir buçuk ay önce, “Köy Enstitülerinin yaramaz ço-cuğuMahmut Makal’ı “Bizim Köy” diye bir kitap yazdığı için “komünist” suçlamasıyla mapus damı”na attıran zamanın iktidarı, seçimlere 15 gün kala, neden ve nasıl çıkartmıştır O’nu içerden?


Muhalefet Partisi DP’nin sözcüleri, meydanlarda kürsülere çıkıp Makal’ın kitabından parçalar okuyarak “Cumhuriyet kurulalı beri iktidarda olan CHP’nin 27 yılı boşa geçirdiğini, köylünün ezildiğini, sömürüldüğünü” söyleyip dururlar.


DP’nin halk arasında çok etkili olan bu propagandasına bir son vermek gerekir ama nasıl? Makal’ı tutuklatmakla muhalefetin eline, arayıp da bulamayacakları bir koz verdiklerini fark eden iktidar, geç de olsa, kazdığı kuyuya kendisinin düştüğünü  anlar..


İyi de, dün  “vatan haini” ve “komünist” dediği Makal’ı nasıl çıkaracaktır şimdi ma-pus”tan? Bir gün, cezaevi müdürü çağırır odasına, bu gominis yazarı. Savcı Ömer Göncü-oğlu, birkaç sayfalık bir yazı tutuşturup eline, okumasını söyler.


Makal’ın diliyle “Sorgu Hâkimliğine”  yazılmış bir dilekçedir bu: “Köylünün yoksul-luğunu ve açlığını görüp de erdemlerini görmemek,  benim kötümser yaratılışımdan gelen bir özellik olsa gerek. Benim komünist olmadığım ve komünistliği de benimsemediğim bizzat kitabımdan öğrenilebilir. Eğer ben komünist olsaydım, yaramazlık yapan ineğimize, annemin “Moskof malı” diye ilendiğini yazar mıydım?”


Ve tam bu sırada Başbakan Yardımcısı Nihat Erim de radyodan şöyle demesin mi?


“Köylerimiz bu öğretmenin kitabında anlattığı gibidir. Bunu kimden gizleyeceğiz? Ben de bu kitabı okudum ve çok yararlandım.”


Hayda!.. İşe bakın siz! Bir ay önce, Niğde Valisi’ne emir vererek Makal’ın başına çorap örenler, bir ay sonra neler söylüyor neler!..


Neyse  ne efendim; koskoca Başbakan Yardımcısı, bir tutuklu için radyodan böyle söyler de daha fazla içerde tutulur mu o mahpus?


Nitekim çok geçmeden salıverilir.


İktidardan düştükten sonra, Halkçı gazetesinin sahibi ve  başyazarı olarak ne söylemiş bakalım, bu ünlü politikacımız:


“Bizim yöneticiliğimiz, bilmediğimiz bir denizde bir gemiyi kullanmak gibiymiş. Bizim Köy’ü okuyunca anladım bunu.”


Aynı Nihat Erim, “12 Mart muhtırası”ndan sonra, Başbakanlık koltuğuna oturtulacak ve böylece onun ülkemize çok daha büyük hizmetler sunmasına fırsat verilecektir! (Bir şairi-mizin “Ey benim dev memesinden / Cüceler emziren zavallı memleketim!” dizelerini nasıl hatırlamazsınız şimdi?)


Ve 14 Mayıs 1950… 27 yıllık bir iktidarın sonu… Yeni bir dönem, yeni bir sayfa…


Ve Çankaya’da yeni bir cumhurbaşkanı… Cumhuriyetimizin üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar…


Ve o güne kadar görülmemiş, duyulmamış bir olay… 20 yaşında bir köy öğretmeni olan Makal, Çankaya köşküne davet edilir; Bayar tarafından. (Kaderin cilvesine bakın siz: Bir ay önce, 27 yıllık bir iktidar, O’nu mapus damına tıkarken, henüz 27 günlük bile olmamış bir iktidar, Çankaya’ya davet ediyor.)


Gidilir elbet. Samimi ve hoş bir sohbet olur. Ayrılırken der ki Bayar:


“Bir sorunun olursa doğru bana gelmelisin? Eğitim Bakanlığına falan gitmeyesin!”


Ancak, genç yazarımız Bayar’la bir daha hiç görüşemeyecektir.


14 Mayıs seçimlerinden önce, o günün iktidarına şirin görünüp “aferin” almak için Makal’ı bir kaşık suda boğma planları yapanlar, bu kez yeni iktidarın gözüne girmek için, yeni Cumhurbaşkanı Bayar’ın doğum yeri Bursa’ya tayin ederler O’nu. (Görüyorsunuz bugün olduğu gibi, dün de ne hoş  bürokratlarımız  varmış bizim, değil mi?..)  


Gelin görün ki, “Köy Enstitüleri hiçbir şey yapmamış olsa bile bir Mahmut Makal yetiştirmekle çok şey yapmıştır.” diyen DP’nin Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri döneminde de, eskiden olduğu gibi, yine rahatsız edilip durur Makal.


Neden ve nasıl mı? Yeter ki siz isteyin, sebep bulmak da çok kolaydır, zulmetmek de…


Bursa’ya tayini çıkınca, “bana gerçekten iyilik yapmak istiyorsanız, köyüme verin beni”  diyen yazarı kendi köyü Demirciköy’de görevlendirirler; 1950 Ekim’inde.


Ancak kısa bir süre sonra, yine bucak müdürü, karakol onbaşısı ve jandarmalar sık sık ziyaret ederler evinde O’nu.


-Ne var, ne oldu?


-Ev aranacak… Emir yüksek yerden…


İktidardakilere övgüler düzeceğine eleştiriler yönelten eli kalem tutan gominis”leri serbest bırakmaya gelmez! Sürekli izlemeli onları! Maazallah, vatanı satarlar sonra!


Yalnızca karakol onbaşısı ve bucak müdürü mü gözetleyip duran?


Kaymakam da, ilköğretim müfettişi de sık sık denetlemesin mi?


Pencere kenarında, dolap üstünde toz varsa soruşturma açılmasın, zayıf rapor yazılma-sın mı? Ceza verilmesin mi? Ceza,  jandarma eliyle köylünün toplu bulunduğu yerlerde ve zamanlarda tebliğ edilmesin mi?


İyi de bu yazarın kitabı niçin İngilizce’ye Almanca’ya, Rusça’ya tercüme ediliyor ki! İstanbul’u, Ankara’yı öven kitaplar dururken, ne diye “Bizim Köy”ü basıp yayımlıyor bu gâvurlar?


Vay, vay, vay!..


Rusya’dan Ziraat Bankası yoluyla “telif ücreti” diye bir miktar para gelmesin mi Ma-kal adına? Ruslarla işbirliği yaptığının, gominis olduğunun, casusluk edip devletin sırlarını komünistlere sattığının inkârı mümkün olmayan bir kanıtı değil midir bu?


            Bereket vatanımızı, milletimizi, devletimizi seven o kadar fedakâr ve uyanık insanımız var ki!.. Göğüslerini siper ederek öne atılıp gereken her türlü baskıyı yaparak bu ücreti aldır-mazlar Makal’a ve para geri gider.


Böylece, hem bu genç yazarı kurtarmış oluruz gâvur parası yemekten, hem ülkemizi!


Gerçi “İstiklal Savaşı” sırasında, çok Rus altını, çok Rus topu ve tüfeği almışız ama o başka! Yine Cumhuriyet’in ilk yıllarında Batılıların nazlandıkları birçok önemli fabrikayı da Ruslar yapmışlar ama karıştırmayın siz şimdi bunları. O zaman Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa vardı başta.


Doğruydu elbet, onlar ne yapmış, ne yaptırmışsa!


Köy Enstitülerin bu yaramaz çocuğu, öyle iyilikten güzellikten anlayan birisi değildir. Kalemi gibi, dili de sivridir. Dikine dikine konuşur. “Büyükler” ne derse desin, o bildiğini okur. Sözgelişi, Bakanlar çağırırı ara sıra makamlarına:


“Mahmut Bey, derler, gazete ve dergilerdeki yazılarından kaç lira alıyorsan, biz sana daha iyi imkânlar tanıyalım. Vaz geç şu “Köylerde Eğitim İşleri Çıkmazda” gibi yazılardan da şöyle edebî yazılar yaz biraz da…”


Al işte, ne güzel bir fırsat!..  Ama bu fırsatı değerlendirecek kafa nerde Makal’da!


1960’lı yılların ortalarında birkaç kez sohbetinde bulunarak O’nu yakından tanımış bir insan olarak söyleyebilirim ki, gerçekten de ayağına gelen fırsatı ve şansı değerlendirebilecek bir yeteneğe sahip değil bu yazar!


Kutlarım sizi, bu yazıyı içiniz cız etmeden okuyabildinizse!

Bu yazı toplam 221 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ARŞİVDEN ARA
YAZARLAR
ÖZEL HABER
Anket
Referandumda "Evet" mi diyeceksiniz "Hayır" mı
VIDEO
NASIL BASARDILAR
SÖYLESI